Ayda bir beden incelten ayakkabı!

Kadınların hayali gerçek oluyor…
(daha fazla…)

TEM’de Zincirleme Kaza: 3 Ölü

İstanbul TEM Otoyolu’nda zincirleme trafik kazası meydana geldi.Kazada 3 kişi öldü, 30 kişi yaralandı.
(daha fazla…)

Kandil sözleri Regaip Berat Miraç Mevlid Kandili Kadir Gecesi Sözleri

Bu güzel gecelerin feyzi üzerinize, rahmeti geçmişinize, bereketi evinize, nuru ahiretinize, sıcaklığı yuvanıza dolsun. Kandiliniz mübarek olsun.

Bugün ellerini semaya gönlünü Mevla’ya aç, bugün günahlardan olabildiğince kaç, bugün en gizli incilerini onun için saç. Çünkü bugün kandil, kandilin mübarek olsun.

Dertlerimiz kum tanesi kadar küçük, sevinçlerimiz Nisan yağmuru kadar bol olsun. Bu mübarek geceniz sevapla dolsun. Kandiliniz mübarek olsun.

Duanız kabul, ameliniz makbul hizmetiniz daim olsun. Saadetiniz kaim olsun. Kandiliniz kutlu olsun.

Ellerin duaya uzandığı, sinelerin dostlara açıldığı, gözlerin masumiyet aradığı bu mübarek günde tüm dualarınız kabul olması dileğiyle iyi kandiller.

Ellerin semaya, dillerin duaya, gönüllerin mevlaya yöneldiği bu mübarek geceni kutlar, hayırlara vesile olmasını dilerim.

En ışıltılı bakışların gözlerinde, en tatlı sözlerin kulaklarında, tüm Mutlulukların avuçlarında ve en sonsuz sevgilerin gönlünce yaşayacağı nice mutlu kandillere.

Gecenin güzel yüzü yüreğine dokunsun, şeytan senden uzakta, melekler başucunda olsun, güneş öyle bir geceye doğsun ki duaların kabul kandilin mübarek olsun.

Geçmişin bugünle, ışığın gölgeyle umudun gerçekle, ışığın gölgeyle, üzüntünün neşeyle, öfkenin sevgiyle barıştığı nice kandillere.

Gel ey Muhammed bahardır, dualar ardında saklı, aminlerimiz vardır. Hacdan döner gibi, Miraçtan iner gibi gel gel. Bekliyoruz yıllardır. Kandiliniz mübarek olsun..

Gül sevginin tacıdır o yüzden her bahar gülle taçlanır, o gül ki Muhammed (SAV)’ı anlatır. Muhammed (SAV)’ı anlayana gül koklatılır, gül kokulu KANDİLİNİZ MÜBAREK olsun.

Gül bahçesine girenler gül olmasalar da gül kokarlar. Kainatın en güzel gülünün kokusunun üzerinizde olması temennisiyle… İyi Kandiller..

Gün vardır, bin yıldan uzun gelir bize, bir yıl vardır bir günden kısa gelir bize. Bire bin yazılan bu gecede dua edelim Rabbim iz’e. Hayırlı kandiller..

Günler bize dostların güzelliği ile, geceler onların duaları ile mübarek oluyor. Umudumuz dostların hediyesi, duamız sizlerin sevgisi. Kandiliniz mübarek olsun..

Güneşin güzel yüzü, yüreğine dokunsun, kabuslar senden uzakta, melekler baş ucunda dursun. Güneş öyle bir geceye doğsun ki, duaların kabul, kandilin mübarek olsun.

Güneşin pembeliğiyle doğan, saflığıyla süzülen, herkese nasip olmayan mutluluk denen o en güzel duygu hep seninle olsun.

İslam’ın nurlu yüzü kalbine dolsun Makamınız cennet Hz. Muhammed komşunuz olsun Günlerinize mutluluk, gönlünüze saadet dolsun Kandiliniz mübarek olsun

Kalpler vardır ,sevgiyi yaşatmak için,İnsanlar vardır, dostluğu paylaşmak için,Mübarek günler vardır, Beraberce kutlamak için..

Konsun yine pervazlara güvercinler, hu hulara karışsın aminler,mübarek akşamdır, gelin ey Fatihalar, Yasinler…. İyi Kandiller

Kardeşliğin daimi olduğu, sevgilerin birleştiği dostlukların hiç bitmediği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de sevgi dolu nice kandillere.

Kuran’ın nazil olduğu bin aydan daha hayırlı bu gecenin size efradı ailenize ve bütün İslam alemine hayır bereket ve huzur getirmesini diliyor ve dua ediyorum.

Ne zaman ki iyiliklerimiz keş kelerimizden önde gider; O zaman hayatı yaşarız. Oysa çoğumuzu hayat yaşıyor. İyiliklerle dolu bir yaşam dileğiyle iyi kandiller.

Regaip kelimesi bolluk, bereket, fazilet anlamına gelir. Bu gece Allah’ın lütuflarının bol bol verildiği bir gecedir ve üç ayların ilk kandil gecesidir. Hayırlı olsun..

Rüzgarın kemanını çaldığı ve yağmur damlalarının pencerene vurduğu bir gecede yatağına uzanıp, keşke dediğin tüm güzelliklerin sizin olsun.

Ruhu Aşk ve muhabbet mührüyle damgalı, kalbi kutsi dava ile sevdalı, sinesi heyecan, coşku tufanı ve şükür notaları ile örülmüş güzel insan, kandilin mübarek olsun.

Size karanfilin sadakatini, sümbülün bağlılığını, menekşenin tevazusunu, lalenin gururunu, leyleğin saadetini versek, bize de dua eder misiniz? Kandiliniz mübarek olsun..

Semanın kapılarının açılıp rahmetin sağanak, sağanak yağdığı bu günde düşen damlaların sizi ailece sırıl sıklam etmesi dileğiyle.

Sofranız afiyetli, paranız bereketli, kararlarınız isabetli, yuvanız muhabbetli, kalbiniz merhametli, bedeniniz sıhhatli, yüzünüz mutlu, kandiliniz kutlu olsun.

Talihiniz gözleriniz kadar berrak, kaderiniz bakışınız kadar güzel, umudunuz yarın kadar yakın, yarınınız aşkınız kadar mutlu, aşkınız Miraç kadar mukaddes, dualarınız istediğiniz gibi makbul olsun.

Ümit ederiz ki bu mübarek gece, zor günler geçirdiğimiz; fakat gelecek adına umutla dolu olduğumuz şu dönemlerde yeniden bir uyanışa vesile olur. kandiliniz mübarek olsun..

Varlığı ebedi olan, merhamet sahibi, adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri geri çevirmez. Dualarınızın Rabbin yüce katına iletilmesine vesile olan kandiliniz mübarek olsun.

Yağmur yüklü bulutlar gibi gelen, eteğindeki hayır cevherlerini başımıza boşaltan ve bizlere mutluluk veren kandilin, büyüsüne kapılmanız dileğiyle. Nice kandiller.

Yükü sevgi özü saygı gücü barış süsü hoşgörü olan mübarek miraç kandilini kutlarım Allah’a emanet olun.

Yüzünden gülücük, kalbinden sevgi, bedeninden sağlık, çevrende dostluk, ömründen huzur ve neşe eksik olmasın kandillerin hep kutlu olsun.

Zâde duygular yükselsin göklere, yükseklerde hafakan, gözlerde yaşlar, ona susamış dudaklar kadar, açılan eller var. Kandiliniz mübarek olsun.

 

Bu sözler yetmedimi buyrun bu sitemizden de kandil sözlerini görebilirsiniz

Kandil mesajlari, Kandil sözleri, Kandil Cep sms

Sagopa Kajmer – Buralarda Ayaz Var

Sagopa Kajmer – Buralarda Ayaz Var
Bekle zaman gelecek!
Bekle zaman gelecek!
Bekle zaman gelecek!
Bekle zaman geçecek!!!
Çek Çek Yow! Yow! Bir iKi
Mikrofon KontroL BesT Lirik Sen Terörist…

Yo! güneş doğdu derken
Birde baktım karanlıklar çökmüş şehrin üstüne;
Buralarda ayaz var

Ayaz soğuk her taraf, insanlar düşünceli
Nedir demeli, piyon gibi bir o tarafa, birde bu
Yaka paça! sille tokat!
İtilmişin kakılmışın hikayesi gibi hayat
Dön bak aynaya, tanımla kendini
Dev misin, cüce mi? yoksa yasayan acemi gibimi?
Söyle patron çıraklığın özetini bana!
Kısa kısa her dem bulmalıyım kendimi, benliğimi
Yolumu şaşırdım, şaşırdım, kaşındım kanattım yaramı
Tuz bastı hekim!
Dökülür yaprak eylül-ekim;
Buralarda ayaz var

Yo! güneş doğdu derken
Birde baktım karanlıklar çökmüş şehrin üstüne;
Buralarda ayaz var

Yo! eti senin, kemiği benim
Konu insan, oldu bitti saçma sapan
Yaradılış destanında firar edenler
Dağı deler geçer, biz önümüzü göremiyoruz
Kör adımlarla kendimizi eziyoruz
Gurur duymak mı artı, yoksa düşünmek mi eksi?
Tam tersi
Tırsak kediler gibi nankör ve de vahşiyiz
Acımasız görünümlü insancıklar, ağaçlar
Ayakta ölür, insanlar kaçar
Müsvette kağıt parçaları sobada yanar;

Yo
Buralarda ayaz var

Yo! güneş doğdu derken
Birde baktım karanlıklar çökmüş şehrin üstüne;
Buralarda ayaz var

Hadise – Düm Tek Tek Şarkı sözleri

Baby you’re perfect for me
You are my gift from heaven
This is the greastest story of all times
We met like in a movie
So meant to last forever
And what you’re doing to me
Feel so fine

Angel, I wake up
and live my dreams
Endlessly
Crazy for you!

Can you feel the rhythm in my heart
The beat’s going Düm Tek Tek
Always out it like theres no limit,
Feels like there’s no way back
Can you feel the rhythm in my heart
The beat’s going Düm Tek Tek
Always out it like there is no limit
Feels like there’s no way back

Baby I read all answers
In your exotic movements
You are the greatest dancer of all times
You make me feel so special
No one can kiss like you do
As if it’s your profession
Feel so fine…

Angel I wake up and live my dreams
Endlessly
Crazy for you!

Can you feel the rhythm in my heart
The beat’s going Düm Tek Tek
Always louder like there’s no limit
Feels like there is no way back
Can you feel the rhythm in my heart
The beat’s going Düm Tek Tek
Always louder like there’s no limit
Feels like there is no way back

Can you feel the rhythm in my heart…

Can you feel the rhythm in my heart
The beat’s going Düm Tek Tek
Always louder like there’s no limit
Feels like there’s no way back
Can you feel the rhythm in my heart
The beat’s going Düm Tek Tek
Always louder like there’s no limit
Feels like there’s no way back

Always louder like there is no lmit
Feels like there’s no way back
Always louder like there is no limit
Feels like Düm Tek Tek….

İSTANBUL A 24 AY TREN GELMEYECEK

İstanbul-Ankara hattı arasında yapımı planlanan Yüksek Hızlı Tren Projesi’nin Köseköy-Gebze kesiminin yapım çalışmaları nedeniyle Eskişehir-İstanbul hattı 1 Şubat’tan itibaren 24 ay süreyle kapatılıyor.

TCDD’den yapılan açıklamada, Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren Hattı’nın Eskişehir-İstanbul kesiminin inşasında son aşamaya gelindiği belirtilerek, “Bu çerçevede, Köseköy-Gebze kesimi istimlâk zorlukları nedeniyle tamamen mevcut hat üzerine oturduğundan, yapılan çalışmayla tren trafiğini aynı anda sürdürmek, gerek hattın zamanında bitirilmesi ve gerekse güvenlik açısından mümkün olmamıştır” denildi.

İnşa çalışmaları kapsamında hattın iki yıl kapalı kalacağı bilgisi verilirken, ancak bu süre içerisinde, güzergaha paralel karayolunda acil durumlar hariç iki yıl süreyle rutin bakımların kaldırıldığı ve yolun sürekli açık tutulması kararlaştırıldığı kaydedildi.

Belediyelerin bölgeye yönelik toplu taşıma kapasiteleri arttıracağı kaydedilen açıklamada, işverenlerin de mağdur edilmeyeceği belirtildi, Öte yandan bu süre içinde tarihi Haydarpaşa Garı restore için kapatılıyor…EVRENSEL gazetesin den

Bir Zizek’le bahar olmadı

Felsefe’nin Elvis’i diyorlardı, şimdi bir de Che Guevera benzetmesi çıkmış Serdar Turgut sağolsun. Hasılı bu sakallı, komik görünüşlü çok konuşan adamın Türkiye seferi, pek tantanalı oldu. Eh, gülü tarife ne hacet, ne Zizek’tir biliriz.
Zizek’in performansı yine takdire değerdi, hakkını vermeli. Maşallah reklamcıların düzenlediği bir toplantıya katılmaya diye geldi ama her konuda, gerçekten her konuda bir şeyler söyleyebildi, üşenmeden röportajlar verdi, ne sorarlarsa cevapladı. Memlekette tanınırlığını katladı. Peki geriye ne kaldı?
İşi popüler kültürle uğraşmak olan bir adam, herhalde medyanın bu kadar içine düştüğünde neler olacağını hepimizden daha iyi biliyor, o durduğu yerde gayet bilinçli olarak duruyor olmalı. Serdar Turgut’un övgüsüne mazhar olmanın kendisine, anlatmaya çalıştığı meramına, ulaşabildiği vatandaşa ne faydası olacağını düşünüyor, buna bir cevabı vardır mutlaka.
Felsefecilerin belli bir ciddiyeti korumasını, zinhar medyadan uzak durmasını, halka bir şeyler anlatmaya çalışmamasını, ille de kravat takmasını, fildişi kulesinden çıkmamasını falan savunacak halimiz yok. Daha çok insana daha anlamlı şeyler anlatmayı dert eden birinin, bu araçları kullanmaya cesaret etmesi ne ala. Ama Zizek meselesi keşke bununla sınırlı kalaydı. Öyle olmadığını artık biliyoruz.
Yıllardır kendini bu işe vakfeden, derin meseleleri anlaşılır bir şekilde anlatmaya çalışan bir adam oldu kendisi. Kitapları, makaleleri okumuşlar tarafından az çok bilinirdi, sonra 2005’teki Zizek! belgeseli kendisini bir anda meşhur etmişti. Ondan beri de hem konu olarak popüler kültürü ele aldı, hem de yöntem olarak işin içinde yer almaktan kaçmadı. Bu çabanın hiç hayırlı olmadığını söylemek, züppelik olur. Biri üşenmiyor, Lacancı psikanalizin kavramlarıyla Hitchcock filmlerini çözümlüyor, yani en basitinden “Acaba kim kimi öldürecek” diye film izleyen seyirciye, orada gördüğünden daha fazlası olduğunu anlatmaya çalışıyordu dili döndüğünce. Onun etkisiyle sinema üstüne kafa yormaya, felsefe okumaya yönelen çok genç olmuştur, sadece bizde bile.
Bir de sosyalizmden bahsetti sıklıkla, Doğu Avrupa koşullarında “hala” diye bir kelime var ya, karşı tarafın şaşkınlığına verdiği takma ad, o hala sosyalizme inandığını söylemekten vazgeçmedi. Lenin’in güncelliğini anlatışı, Sovyetler Birliği’ne yönelik eleştirilere karşılık vermeye çalışması, benim hafızamda net. Ama sanki bunlar, aramızda konuşurken böyle söylediği şeylermiş. Çünkü Serdar Turgut’la sosyalizm konuşurken, hemen “Ben onlardan değilim” ile açıyor kapıyı, “O kadar da öyle düşünmüyorum” falan açıklamaları yapıyor. Bu, bayağı açıklayıcı bir ayrım olur hep, benzerlediğini iyi tanıdığımız, öyle “sosyalistleri” çok gördüğümüz için biliyoruz. Reklamcıların toplantısına katılırken “Onların parasıyla geliyorum ama reklamcılığı eleştiriyorum” gibi zeka küpü laflar ederken çok yakışıklı. Kusura bakmasın, sosyalizmi itibarsızlaştırma kampanyasına göz kırpmak, onların istediğini konuşan bir adam olmanın en belirgin göstergesi.
İstanbul seferiyle gördük ki, Zizek projesi çökmüş.
Nihayetinde, daha çok bilen, daha farklı konularda konuşabilen bir popüler kültür figürü olmayı becermiş, becere becere. Söyledikleri de, her zaman medyanın söylediği lafların biraz daha süslüsüyse, ama onun çerçevesinin dışına çıkamıyorsa, Zizek’i ben neden alkışlayayım, reklamcılar alkışlasın.
Bu kadar çok televizyonda görünen, gazetelere röportajlar veren, reklamcı bilmem nesine gelmişken Mısır’dan girip Türkiye yapımı dizilerden çıkan, İslamiyeti pek övüp işçi sınıfına bilmem ne olmuş yumurtaları bırakan sakallı adamın hangi söylediği hangi vatandaşı ne şekilde ne derece etkileyebilir artık, o koca “televizyonda görünen adamlar” deryasının herhangi bir damlasına dönüştükten sonra, onu da kendi anlatır belki bir gün..

Teşvik nedir? Kime verilir?

Gönül istiyor ki sinemanın desteğe ihtiyacı olmasın, sinemacılar da bürokratların, politikacıların yumurtlamalarıyla muhatap olmasınlar. Ama malum, sinema pahalı bir iş ve sanata da destek vermeyecekse bir ülkenin kültür politikası neden olur, kültüre bakanlar ne işe yarar? Yıkmaya mı sadece?
Sırasıyla şöyle oldu. Sinema Genel Müdürü Cem Erkul bir süre önce bir açıklama yapıp, sinemaya teşvikte değişiklikler olacağını haber verdi. Hem de bu değişiklikler “gişe ve aile filmlerinin” destekleneceği ile başlayıp “Eskiden ailece Malkoçoğlu’na giderdik” diye örnek bile verilerek ilan ediliyordu. Ardından aralarında dünyanın takip ettiği sinemacıların da olduğu Semih Kaplanoğlu, Zeki Demirkubuz, Derviş Zaim, Tuncel Kurtiz, Önder Çakar, Ümit Ünal, Yeşim Ustaoğlu, Özcan Alper, Pelin Esmer, Özgür Doğan, Taylan kardeşler ve birçokları bir araya geldi, bu açıklamayı eleştirdi, “Sinema Genel Müdürlüğünün Ticaret ya da Sanayi değil, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde olduğunu hatırlatmak isteriz” deyip kâr-zarar hesabından vazgeçmelerini istedi. Sinema Genel Müdürlüğünün işinin sinemadaki yükselişi desteklemek olduğu hatırlatıldı. Bu kez de Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay çıktı, eski teşviklerde bir değişiklik olmadığını söyleyip “Biz yeni destek yaratabilir miyiz onu tartışıyoruz” dedi.

MUHATAPLIK KARMAŞASI

Muhataplık meselesinin bu kadar karmaşık olması bile bu işte hâlâ bir yanlışlık olduğunu gösteriyor. Bakanın dünkü Radikal’de yer alan ifadesi, “?İmzacı arkadaşlar, eğer beni arasalardı bu tür endişeler taşımalarına yer olmadığını öğrenirlerdi” şeklinde. Oysa bir gün önce sinemacılar da “Sinema Genel Müdürlüğünün hazırladığı ama bizim hiçbir haberimiz olmayan bu değişikliklerin bir an önce bizlerle paylaşılmasını talep ediyoruz” demişti. Yani anlaşılan kimse bu gelişmelerin gizli saklı yaşanmasından yana değil. Ama bakana kalırsa, sinemacılar, yetkili bir bürokratın açıklamalarını duyduktan sonra bakanı arayıp “Doğru mu anladık, endişe etmeli miyiz” diye sormalı. Onlarsa zaten bir açıklama bekliyor, muhatap alınmayı istiyor!

ÇİZGİ DERKEN…

Ne kadar olmadığını iddia etseler de, destek uygulamasında açık bir değişiklikten söz ediyoruz. Eskiden var olan teşvik sistemi, ki onun da fazlasıyla güçlendirilmeye ihtiyacı vardı, aynen, aynı miktarlarla sürecek olsa bile, yeni başlatılacak “aile filmleri” teşviki, toplam teşvik uygulamasında önceden farklı bir durum olacağını ilan ediyor. Örneğin sinemaya teşvik başlığı altındaki bütçe artırılabiliyorsa, bunun “aile filmleri” lehine artırılması, yine de sinemacıların taşıdığı endişenin haklı olduğunu göstermeye yarar. Açıklama, sadece bugüne kadar verilen teşvikin azalmasını sorun etmiyor, “Belirli bir çizgideki sinemanın teşvik edilmesi, zaten kâr etme amacı taşıyan ticari yapımların bir daha ödüllendirilmesi gibi Kültür ve Turizm Bakanlığının asli görevi olmayan birçok amaç güdüldüğü görülmektedir” diyor.
“Aile” vurgusu, Malkoçoğlu’nun yanında görece daha masum olsa da onun da nereye çekileceği hiç belli olmaz. Bir sansür aracı olması çok mümkün. Kitaplarda uygulamaya kondu bile, onlar okumayacağı halde “Çocuklara zarar verecek” diye yargılanan kitap sayısı onlarla sayılıyor. İşin o kısmını vurgulamaya çalışıp, tartışmayı azaltmak isteseler, Gülen Gözler’i örnek vermeyi becerebilirlerdi örneğin, ya da ailece gidilip sevilen filmlerle ilgili konuşacak olsalar, Hababam Sınıfı’nın, Kibar Feyzo’nun falan adını anarlardı.
Malkoçoğlu örneğiyle meşhur olan Sinema Genel Müdürü cümleleri bu “belirli çizginin” zaten gizli saklı olmadığını açık ediyor: “Eskiden kahramanlık filmlerine, tarihi Türk filmlerine gidilir, çıkıldığı zaman onun etkisinde kalınırdı. Bir Malkoçoğlu vesaire etkilerdi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da engellilerin, Türk ailesinin yapısını güçlendirici eserlerin ortaya çıkmasında çok istekli.” Bakanın “Uygulama aynen devam edecek” dediği halde, her gün televizyonda yayınlanan kahramanlık filmlerine ideolojik teşvik verileceğini anlamak için, kahramanlık filmi çekmeyecek olan sinemacıların bakanı arayıp sorması mı gerekiyor acaba?
“Gişe başarısı yakalamış” yani gişede çok sayıda izleyici tarafından izlenmiş filmlere teşvik verilmesinin hangi mantığın ürünü olduğunu anlamaksa hiç mümkün değil. Zaten sektörün en şanslı filmleri, maliyetini çıkarmayı bırakalım büyük kârlar eden, daha da çok yapımcının kâr etmesi anlamına gelen gişe filmlerine verilecek her kuruş, bir sonraki filmini çekip çekmeyeceği belli olmayan, tüm varını yoğunu filmine yatıran bağımsız sinemacılara vurulmuş bir darbe olacak. Siz ister sistem değişecek deyin, ister değişmeyecek deyin; asıl mesele kime teşvik verileceğini, kime verilmese de olacağını bilebilmek. Teşviki ihtiyacı olana vermeyecekseniz, ne işe yarar?

Galatasaray’ın liderliği devam ediyor

Spor Toto Süper Lig’de son durum
(daha fazla…)

Türklerin Evliliğe Bakışı Değişiyor

Geleneksel bir toplum olan Türk toplumunda evlilik sayısı giderek azalırken, boşanma sayısı ise artıyor.
(daha fazla…)

css